belki de bunu bildiğin için yoksun ve olmayacaksın.
tuhaf hissediyorum... uçurumdan beraber atlamışız sonra benim paraşütüm açılmamış gibi. düşmeye devam. ya da sen sandığım şeyle birlikte düşerken, birden silüetine dönüşmen ve yok olman gibi.
ne işin var midemde? aklımın en tozlu köşelerinden geçerken dokunduğun her objeyi hayata döndürüyorsun. onlar hayata döndükçe, içimdeki otomobil bariyerlere çarpıp duruyor.
geri geri geliyor, vitesi değiştirip gazı köklüyor ve tekrar güm! bu, paramparça olana dek sürecekmiş gibi hissediyorum. içimde bariyer kalmayana dek. özgür olana dek!
iyi de, midemde ne işin var? “seni içime almak istiyorum”, dedim. “kusura bakma ama çok duydum bunları”, dedin. özgün olmaya çalıştığımı kim söyledi ki sana? o an akciğerlerimi kusuyordum masaya. o an kalbimin irinini boşaltıyordum.