04 Haziran 2006
01 Haziran 2006
does system really recovered from the serious error?
o meleği bıçakladın istemeden de olsa. kanatları kanıyordur şimdi; rüyasında senin silüetlerine çarpıp uyuyamıyordur. kanı aktıkça biliyorum - lanet olsun- senin de için acıyordur...
bense "paradoksu yaşam biçimi haline getirmeye cesaret edebilenler için büyük bir alkış!" istemekten başka bir şey yapamıyorum.
bense "paradoksu yaşam biçimi haline getirmeye cesaret edebilenler için büyük bir alkış!" istemekten başka bir şey yapamıyorum.
son
ayrılırken kolonlarına sarılıp ağlamadım. .tuvaletini son kez ziyaret ederken de içim pek acımadı doğrusu. koridorlarında son kez afiş panılarına bakarken de cız etmedi içim. sen bir binaydın sonuçta. içinde ne saçmalıklar gördüm ve ne güzellikler. işte o güzel anları hatırladım şimdi. benden aldıklarını ve bana kattıklarını. onca samimiyetsiz ilşki ve bir avuç sağlam insan. bir avuç omuzuna yaslanabilceğim, arkamı dönebileceğim, sabahlara kadar konuşabileceğim insan. bir avuş dediysem lafın gelişi; aslında o kadar azlardı ki... iyi ki de azdılar.onlar sayesinde sıradan hissetmedim kendimi; hepsi de ayrı tuhaftı. "o bir avuçtan az" insanla hayatımın dörtte birini paylaştım. haftalar, aylar boyu; bitmemecesine. "ve hayat her şey yolundayken, dur dedi artık"... ve bitti. beynimde koridorlardan, kantinden, dersliklerden kolajlar kaldı. beni ben yapan parçların bir kısmı bu kadrajlarda yaşandı. iyiydi, kötüydü, depresifti, deliydi, amaçlı- amaçsız...
onlarcasına çevirdim gözlerimi koridorlarında; hepsi ayrı dünyaydı. kimisi anlamadı beni, bazılarına da ben dokunamadım.her neyse.bugün...son günün akşamında hafızamı yokladım, bu koridorlardan bana kalan duyguyu tanımlamaya çalıştım. tanımı yoktu karman çormandı; tıpkı hayatım gibi. ama sevdim. herşeyiyle sevdim bu zamanları.
sevgili okulum.saol!
her şey için.
onlarcasına çevirdim gözlerimi koridorlarında; hepsi ayrı dünyaydı. kimisi anlamadı beni, bazılarına da ben dokunamadım.her neyse.bugün...son günün akşamında hafızamı yokladım, bu koridorlardan bana kalan duyguyu tanımlamaya çalıştım. tanımı yoktu karman çormandı; tıpkı hayatım gibi. ama sevdim. herşeyiyle sevdim bu zamanları.
sevgili okulum.saol!
her şey için.
29 Nisan 2006
savunma mekanizmalarımı yeni yağladım
naif kuyularımdan giremeyeceksin artık; hepsinin üstünü alçıyla kapattım.
yok girmeye zorlarsan kendini, alçının üzerinde zıplaman gerekecek ve belki de düşeceksin içime.
yok girmeye zorlarsan kendini, alçının üzerinde zıplaman gerekecek ve belki de düşeceksin içime.
kendine yetebilmek, ambulans gelene kadar hayatta kalabilmektir.
ambulansın gelişini gurur meselesi yapmaya gerek var mı?
self confidence is being tested...%67 completed..!!system has been recovered from a very serious error!!
sonuçlardan çok süreçlerden keyif alanlar için büyük bir alkış istiyorum...
09 Mart 2006
düşünüyorum; tam da bu yüzden yokum!
akbil doldurmak için gişenin önündeyim "10 milyon lütfen diyorum". görevli işlemi yapıyor, teşekkür ediyorum; "o", kartı suratıma fırlatıyor. düşünüyorum.
otobüsteyim, bakışları üzerimde geziniyor, farkedip kafamı ona doğru çevirdiğimde, "o" yüzünü tersine çeviriyor.anlam veremiyorum.
"aşk" a benzer kelimeler dökülüyor ağzımdan. kayıtsız, gözümün içine bakmaya devam ediyor. o "hedonist pırıltıyı" görüyorum gözlerinde. bu elbisenin o'na bol geldiğini anlıyorum. neresinden tutsan oturmuyor üzerine. gözlerindeki pırıltı siyah bir kuyuya dönüşüyor.tam düşecekken "hayır" diyorum, ceketimi alıp çıkıyorum bu "sakatlık"tan.
o'nlardan o kadar fazla var ki, düşünmeden edemiyorum.tam da bu yüzden teğet geçtiğim hayatlara ait olamıyorum.küçülüyor hareketlerim, sesim kısılıyor, elimi eteğimi çekmeye başlıyorum hayata dair ve dahil olan her şeyden...düşünüyorum. tam da bu yüzden yokum!tam da bu yüzden...tam da...
otobüsteyim, bakışları üzerimde geziniyor, farkedip kafamı ona doğru çevirdiğimde, "o" yüzünü tersine çeviriyor.anlam veremiyorum.
"aşk" a benzer kelimeler dökülüyor ağzımdan. kayıtsız, gözümün içine bakmaya devam ediyor. o "hedonist pırıltıyı" görüyorum gözlerinde. bu elbisenin o'na bol geldiğini anlıyorum. neresinden tutsan oturmuyor üzerine. gözlerindeki pırıltı siyah bir kuyuya dönüşüyor.tam düşecekken "hayır" diyorum, ceketimi alıp çıkıyorum bu "sakatlık"tan.
o'nlardan o kadar fazla var ki, düşünmeden edemiyorum.tam da bu yüzden teğet geçtiğim hayatlara ait olamıyorum.küçülüyor hareketlerim, sesim kısılıyor, elimi eteğimi çekmeye başlıyorum hayata dair ve dahil olan her şeyden...düşünüyorum. tam da bu yüzden yokum!tam da bu yüzden...tam da...
28 Şubat 2006
16 Şubat 2006
06 Şubat 2006
gece
soğuk.mide bulantısı.sarılmak.depresif mutluluk, mutlu uykusuzluk.yüzümde kocaman gülücükler, midemde ısırıp duran yılanlar.korku ve haz, uçuk ve sıradan zamana sıkışmış; takılmış kalmış; ardı öncesi yok.sadece orda.o an var olabilir ancak.ve hemen kaybolmalı.gece bitmesin.yatağımda ne işi var poseidon'un sevgilisinin?
iyi ki var.iyi ki burda.sabaha dek seyrediyorum yüzünü.arada bir içi ürperiyor,üzülüyorum onun için, kendim için.bizim için kusmak istiyorum bütün geçmişi; midemdeki yılanlar ölmek bilmiyor.kanlı lekelerle tükürmeliyim hepsini.aptal pandora neden açmış ki kutuyu...umut kalmış içinde kutunun, öyle söylüyor.inanamıyorum hiç bir şeye.
bir sigara...lütfen, sadece bir tane.
iyi ki var.iyi ki burda.sabaha dek seyrediyorum yüzünü.arada bir içi ürperiyor,üzülüyorum onun için, kendim için.bizim için kusmak istiyorum bütün geçmişi; midemdeki yılanlar ölmek bilmiyor.kanlı lekelerle tükürmeliyim hepsini.aptal pandora neden açmış ki kutuyu...umut kalmış içinde kutunun, öyle söylüyor.inanamıyorum hiç bir şeye.
bir sigara...lütfen, sadece bir tane.
24 Ocak 2006
reset
koca balyozu kaldırıp tek bir vuruşta dağıtsa biri beynimi. bütün düşünceler kelimelere, hecelere ardından harflere parçalansa...sapır sapır dökülse harfler zihnimden. sonra çizgilere ve noktalara dönüşse.rüyamdaki uçsuz bucaksız beyazlık, bana “kirlenmek güzeldir” dese yine.kirlenmeye başlasam yeniden..sonunda yine bunalınca, sağlam bir balyoz darbesi daha...
22 Ocak 2006
histerik
koluma girdi yürümeye başladık.sandalyede oturan sakallı bir adam elindeki çizim kağıtlarına bir şeyler karalıyordu.göz göze geldik."çok güzel çizerim, otursananıza iki dakka"dedi."kalsın dedim", "biz zaten karikatürüz."
karanlık bir bara girdik, oturduk.çakmağımı eline aldı, gazı çekmeye başladı içine. "salak" dedim "öyle ölünmez, tüpü açmalısın"."olsun dedi, ölüyormuş gibi yapmak daha keyifli". karikatürdük.
karanlık bir bara girdik, oturduk.çakmağımı eline aldı, gazı çekmeye başladı içine. "salak" dedim "öyle ölünmez, tüpü açmalısın"."olsun dedi, ölüyormuş gibi yapmak daha keyifli". karikatürdük.
03 Aralık 2005
delilik,sessizlik,hırs,paranoya ve diğerleri...işte hayat!
Bu günlük, hayatımda hırsın yer almadığı, yarışmaya ve bir şeyleri beğendirmeye zorlanmadığım bir alan olması için yazılıyor.Okuldu, işti vs.'ydi bütün bu alanlarda herkes "ezmeye" özendiriliyor.Birilerinin üstüne basarak iş yapılıyor.
Sonra da kişisel gelişim kitapları ve bu işin "uzmanları" "her insan özeldir, bir tanedir" diyor.
Palavra!
Her neyse dediğim gibi bu günlük hayatımda kimseyi ezmek zorunda olmadığım bir alan yaratmak için yazılıyor.beğenilme, beğendirme vs. kaygısı olmaksızın beni anlatıyor.
Bir de insan çöplüğüne gittiğimde bir gün, en azından web çöplüğünde kişisel bir iz bırakıyor,
kişisel tarihimi belgeliyor.
merhaba!
Sonra da kişisel gelişim kitapları ve bu işin "uzmanları" "her insan özeldir, bir tanedir" diyor.
Palavra!
Her neyse dediğim gibi bu günlük hayatımda kimseyi ezmek zorunda olmadığım bir alan yaratmak için yazılıyor.beğenilme, beğendirme vs. kaygısı olmaksızın beni anlatıyor.
Bir de insan çöplüğüne gittiğimde bir gün, en azından web çöplüğünde kişisel bir iz bırakıyor,
kişisel tarihimi belgeliyor.
merhaba!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)